sağolsun universitenin organizasyon ekibi bizim için habire bi geziler, eğlenceler, aktiviteler düzenliyorlar…ortalamaya vursan haftaya 2-3 etkinlik düşer o derece yani…cumartesi günde üniversite bünyesinde bi oluşum olan EXODUS topluluğumu desem kulübümü herne haltsa işte onlar bir program hazırlamışlar…internetten takip ediyoruz etkinlikleri bu etkinlik için yazmışlar 12km yürüyüş, kale gezisi, şato gezisi vesaire vesaire…altına da yazmışlar bizimle maceraya var mısınız_? siz de o yürek var mı gibisinden ufak sorgulamalar…ulen yermi bunları anadolu çocuğu kalkıp 1500 km den gelmişim 12 km ile mi beni tırsıtacaksınız…peeh…hele hele de biz burda 4 kişiyiz ebedi tırsmayız…çin lokantasında derinden zedelenen kaşif ruhumuza rağmen çıkıyoruz yola saat 10,45 de cumartesi günü…başlıyoruz üniversiteden yürümeye…4 numaralı erasmus tram inin son durağına doğru yöneliyoruz…son durağın arkasında bambaşka bi dünya varmış da haberimiz yokmuş…bi yeşil
lik bi açıklık bi ağaçlı yollar…Allahım bu ne güzellik…birebir xp teması…iki adım dibimizde böyle bi mekan var biz bi haberiz…ama ilginç arkadaş bu kadar yeşillik var bu kadar boş arazi var bi tane mangal yapan adam yok…yok yaw bu adamlar bilmiyo antep te olsa bu resimde görünen arazide yürümeye yol bulamazsın diye düsünerek geçiyorum çimleri, dalıyoruz ekiple ağaçların arasına. bambaşka bi alemde burda ark
adas…rengarenk yapraklarını dökmüş ağaçlar tam festival…hani tabir yerindeyse dibimiz düşüyo manzara karşısında…yaprakların üzerinde değil de sanki kar üzerinde yürüyosun…hiç adetim olmasa da bende etkilendim manzaradan ortamdan mekandan…tabii ki her güzel şeyin bi sonu var…yolun aslında 18km den biraz daha uzunca olduğunu öğrenmemizle dağılıveriyor toz pembelik havada ki. adamlar asker gibi kamuflajları çakmış gelmiş…bi ara vaz mı geçsek acaba gibi düşünceler dolanıyo aklımızda ama pilavdan dönenin ka
şığı kırılsın…tayyeap gibi durmak yok yola devam diyoruz dalıyoruz daha da içlerine ormanlığın…hava güzel ortam güzell keyiifler yerinde…resimde de görüldüğü üzre…ağızda bi yayılma hareketlerde bi gevşeme önde ki grupla arada bir açılma :d
ve bu resimden sonra 5-6 saat kadar daha yürüdük ki yarım saat gibi geliyo şimdi bile düşününce…arkadaş her yer ağaçlık çimenlik…bir iki köyün arasından geçtik filan ki köy deyince aklınızda canlanan köy imajını tamamen silin…köyler şehirden daha düzenli, evler hep bahçeli apartman zaten yok bahçeler çiçekli çimli ve ilginç ağaçlar var bahçelerde…
neyse gezmek görmek keşfetmek güzel….ama önemli olan kültürel etkileşim…hani erasmusun esas amacı da bu değil mi zaten…dedik bu kadar gelmişken gezmişken birazda etkileşelim arkadaşlarla…o ara da bizimle beraber bi tane ispanyol arkadas gelmiş-heralde adı carlos- erasmus olarak ötekilerin alayı çek..şimdi aklınıza gelebilir ulen adamlan etkileşecen daha adını bilmiyosun gibi düşünebilirsiniz…yook isimlere gerek yok…hi bro dedinmiydi erkeklere, hi dedinmiydi de kızlara hitap işini çözmüş oluyosun…isme gerek yok…bu ek bilgiden sonra geliyorum bizim olaya…
yürüyoruz köyün içinden…bu carlos olacak bahçenin birinde gül gördü…böyle yapraklarının bir kısmı yere dökülmüş… bu hemen eğildi 5-6 tane yaprak aldı kookluyo…baak….baaak…dedim naapıyon sen…manyak mısın…kaldı böyle..olm yapma dedim dağ gibi delikanlısın yakışmaz…bak gel sana bi erkek gül yaprağıyla ne yapar anlatıyım da memlekette arkadaşlarına hava atarsın dedim…içim elvermedi bişi dememeye…görmezlikten gelemedim tamam mı….naalet olsun bu içimdeki ispanyol sevgisine…
video yu buraya yerleştiremedim….
ben onu becerinceye kadar burdan izleyebilirsiniz…..

o değil de varya gül ile başka bişi yapacaksın sanmıstım
gülü yerleştirirsin üstünden elinin ayasıyla havayla iletişimini kesince bam diye ses çıkar.. anladın sen anladın..
gül ile zaten o hareket yapılır. kalkıpda bide bi kızamı werices :p ehue
Erasmus ile geçirdiğim günlerimi özledim valla…